Adam olacak çocuğun b.ku ne renk, ya da maddenin üç halinden biri olan birincisinin (katı) kıvamından mı belli oluyor ‘adam’ olacağı tam olarak? İşin daha fazla b.kunu çıkarmadan asıl meseleye gelmek istiyorum; bu ağır bir yük değil mi sevgili ebeveynler? Tuvalet eğitiminin 1,5-3 yaş aralığında verildiği düşünülürse, daha 1-2 yaşında sabilere adam olma sorumluluğu yüklemek, b.kunu değilse suyunu çıkarmak değil midir af edersiniz!
Okul öncesi dönemde bu duruma pek maruz kalmasalarda, öğrencilik hayatı başlayıp, e biraz da hasbelkader akranları arasından sıyrılıp ön plana çıkınca, he işte tam o noktada başlıyor dünyanın en mutsuz çocukluklarından biri ve böylelikle daha el kadar bebe farkında olmadan adam olmanın ilk selamını alıyor, ve Aleykümselam.
Lafı açılmışken b.ktan bir eğitim öğretimin, eğlenceliymiş gibi görünen fragmanı olan okul öncesi, keyifli gibi görünüp yüzleri güldürse de, cağnım birincisi sınıf, ağacın yaş iken eğilmesinin ne demek olduğunu, tüm teferruatıyla ve bizzat uygulamalı olarak anlatıyor genç dimağlara, zira yaz tatili kavramı daha başlamadan bitiriliyor verilen kitaplar dolusu ödevlerle.
Ardından gelsin ‘çocuğunuz çok zeki’ler, aman efendim ‘üzerine düşün’ler.. akabinde türlü işgüzarlıklarla, daha yaşı bir elin parmaklarını geçmeyen yavrulara özel ders dayama mı dersiniz, hafta sonu kursu mu dersiniz, ver Allah ver. Her akşam verilen, sanayi devrimiyle bulunan buharlı makineye denk bir icat olan, günlük ödevler ile pazartesi sendromuna rahmet okutan hafta sonu ödevlerini hiç saymıyorum bile..
Selamı alan küçüğüm durur mu, ben iyi bir şey yapıyorum herhalde zannıyla başlıyor koşmaya öğretmenin kırbacı, ailenin kırbacı derken koşuyor ha koşuyor, vur Allah vur.. ikinci sınıf, üçüncü sınıf derken ilkokul bitiminde bir derin nefes alacak oluyor ki,
-Hop nereye ya daha karpuz kesecektik, malum bursluluk sınavı var ya hani,
sonu, orak çekiç figürleri türetmeye bir de sınav ismi kısaltmaya yarayan, en mübarek harfimiz S ile biten üç harflilerle tanıştırılmamız da böylelikle başlıyor.
-E tamam ne yapalım geçeriz onu da madem, hem zaten asıl sınav öbür tarafta değil mi diye bir espiri yapacak oluyor, ver elini ortaokul..
Haliyle espriler de bir takım değişikliklere uğruyor demeye kalmadan, virgülünün nereye konulduğu tartışmalarıyla meşhur ‘oku da adam ol baban gibi, eşek olma’ atasözünün sesleri duyulmaya başlıyor öğretmenlerden,
-ulan herhalde büyüyoruz diye içinden geçirirken, hemen peşi sıra içinin sesini takip eden deneme sınavlarının, LGS’sinin, ardı arkası kesilmiyor.
Tam dünyanın yetiştirdiği en büyük kapitalistlerden, Frederick W. Taylor’un prim usulü çalışan, uzmanlaşmış ideal işçi modeline benzeyecekken, Cenab-ı hakkın hikmeti, ergenlik doğal bir seleksiyon olarak devrimin ilk ateşini yakıyor.
Peşinden gelsin isyanlar, gelsin baş kaldırmalar,
-Okula gitmek istemiyorum!

Yorum bırakın