Abi salak mısınız diye konuya bodozlama giresim vardı ama iki gözümün ışığı İlber hocamın bu konuda; “300 kelime ile konuşmasaydınız böyle deme gafletinde bulunmazdınız” eleştirisinden nasibimi almamak adına konuya böyle girmiyorum.

İnsanın yaptığı şeyi bu kadar düşünmemesi için kafayı yemiş olması lazım herhalde, aksi takdirde bu kadar ‘luser’lık fazla diye düşünüyorum. Gene kime sallıyor bu, diye içinden bana giydirenlere hemen söyleyeyim, bu sefer hedefte sosyal medya canavarları var; evet, ben onlara sosyal medya canavarları diyorum çünkü işin bu kadarı manyaklık boyutuna varıyor artık.

En son, henüz 1 yaşını yeni doldurmuş çocuğun doğum gününü, annesini instagram’dan etiketleyerek kutlayan gördüm, ulan çocuk daha kafasını tutamıyor be, bırak okumayı ‘adda – mamma’ falan diyemiyor hani, yanlışlıkla poposunu kaldırıp, sahici! bir kutlama için çocuğun yanına giderek, ‘doğum günün kutlu olsun teyzeciğim’ falan dese, ‘ne diyor bu avel’ diye yüzüne bakacak küçüğüm.

Bir sonraki storyde ‘bizi bırakma abim’ notuyla paylaşılmış bir videoyla sarsıldım, ama abinin bundan haberi yok biliyor musunuz, çünkü yoğun bakımda! Hani ‘acısından ne b.k yediğini bilmiyor’ diyeceğim ama, ‘o acıyla sen ne ara onu yazdın be kardeşim’ demekten de kendimi alamıyorum, ‘önce bir acını mı yaşasaydın’ diyorum, kelimeler düğüm… ‘Hayır, internet henüz o kadar gelişmedi biliyor musun, yani İnstagram falan henüz yoğun bakımdaki insanla iletişim için yetersiz! Hani bir etkisi olsa bir kaç twit de biz atarız ayıp ediyorsun, ama sahici değil!

Bir tık sonra ‘seni unutmadık dostum’ yazıyordu ama sizlere ömür, dostu üç sene önce ölmüş! ‘Lan olum kime neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz be’ diye içimden bir şeyler kopuyor, koptuğuyla da kalıyor, ‘ah be güzel kardeşim, ahiret hava yollarıyla sosyal medyanın entegrasyonu henüz sağlanamadı biliyor musun!’

Bir sonraki annesinin 30. evlilik yıl dönümünü kutluyor ama ellerinden öperim teyzenin bırak İnstagram’ı, Whatsap’ı bile yok, muhtemelen bu paylaşımı da hiç göremeyecek! E zaten ömrü 24 saat geyiğini de size bırakıyorum artık.

Ama bana sorarsanız en kral hareket; yan yana gelip, iki çift lafın belini kıramayan evlatların, babalar gününde babalarına dizdikleri methiyeler! ”Yemin ederim psikolojiniz bozuk, hepiniz kafayı yemiş, tımarhaneye kapatılacak delilersiniz ama akıllı taklidi yapmaktan da geri durmuyorsunuz. Ayrıca babalar günü ne a.k, hayır yani kimin babasının günü(ymüs)!

Neyse, bu pazar kendinize bir iyilik yapın ve her şeyin daha güzel olduğu, teknolojinin bu kadar gelişmediği, henüz messenger’lı yıllardan bir şarkı açın; Deniz Seki, Sahici.

İyi pazarlar.

Categories:

Yorum bırakın