Bahar geldi nazlı hanım,

ağaçlar döküyor yapraklarını,

artık çiğ damlalarıyla uyanıyoruz sabahlara,

camın buğusuna ismini yazıyorum ilk ışıklarla,

karşı binadakiler burada oturuyorsun sanıyor,

oturduğun yer yüreğimdir, bilmiyorlar..

binanın kedileri kulübelerinde uyanıyor artık,

dışarısı nemli, dışarısı ıslak ve soğuk

ve içimiz bir yalnızlık ülkesi

Kainat yeni bir mevsime hazırlanıyor,

aklım sarmaşık güllerine takılmış,

elinin değdiği yerlere baharın ilk yağmuru düştü

oturduğumuz bankta sen yoktun, benim gönlüme düştün

Saçına sarı papatya taktığımdan beri;

sarı güller daha bir nazlı,

ve tüm çiçekler anlamını yitirmiş,

papatya falları başka ilk baharlara kaldı.

ah nazlı hanım sana dünyanın en güzel şiirini yazmak isterdim,

yağmurlu karanlık sabahlarını aydınlatsın diye, günaydın niyetine

Özlem artıyor nazlı hanım

toprak yağmuru nasıl özler,

suya ne kadar hasret kalırsa tohum,

bazen öyle dayanılmaz, öyle çekilmez oluyor,

kaç leylim bahar yokluğun

Bugün hava yine sonbahar nazlı hanım

ılık bir meltem esiyor sabah serinliğinde, yüzünü okşayarak,

kıskanıyor yağmur; çiseliyor uçuşan saçlarına,

saçlarından tenine,

teninden nefesine,

bir daha vursa idi, nefesin nefesime

Acaba diyorum, delice sevilmek nasıldır nazlı hanım

sevilmenin baş döndürmesi,

insanın ruhunun okşanması nasıldır,

ayakların yerden kesilip,  

karnında kelebekler uçuşması uzun kış gecelerinde..

sonra dönüyorum kendime;

sen yoksan nazlı hanım, ne anlamı var gecelerin,

sonra da her şeyi s.ktir edip sarılmamız lazım diyorum

tüm olmazlara inat

tüm olmazları oldurarak

Sonbaharın sonu geldi nazlı hanım

havalar iyice bozuk iyice yağmurlu bu aralar,

soğuk bir sokak köpeklerini titretiyor bir de kederli yalnızları

Categories:

Yorum bırakın