Bu pazar da duygularımızın üzerinden kamyon geçmiş gibi uyandık nazlı hanım, her pazar birbirini kovalıyor ve her biri diğerinin aynısı, ama biz yine de uyanıyoruz, uyanmak zorunda olduğumuz duygularımız var çünkü,
Duygular diyorum nazlı hanım beşeriyetimizin en yıkıcı krizlerini yaşatmasına rağmen bizi ayakta tutan da değil midir aynı zamanda, umut mesela müsebbibi değil mi uyandığımız pazarların, söylesene hal böyleyken, bu duygular kapatır mı bütün noksanlıklarımızı, iyi birer insan olamasak da
Bu pazara da, yükünden omuzlarımızın ezildiği sevgisizliğimizin eksikliğiyle başlıyoruz, ne garip şey şu sevgi nazlı hanım, bir yokluğun yük oluşturması hangi fizik kanunuyla açıklanabilir, yine de sevgi tadında bir şiir yazmak isterdim sana, gidersin diye bütün eksikliklerimizi
Laf aramızda bazı insanlar bazı sevgileri hak etmiyor nazlı hanım, bir narsist sevgiden ne anlar mesela, ya da ona verilecek sevgi incitmez mi cümle sevilmişleri, hem sevgi sevenin gönül hazinesi olsa da, biraz da sevilenin vakarı değil midir
Geçen yine seni ararken yolumu kaybetmişim, sizin durağa gelmişiz, ‘viran şehir’ deyince, gönül pencerem göründü zannedip, utandım; ‘viran şehir abi, son durak dedi’ mahcubiyetle, ben tüm sonlara rağmen yine de kapı açılsın ve sen bin istedim, birlikte son duraktan daha son durağa doğru, bir son duraklık yolculuk yapalım diye, sonra çaresiz onayladım, ‘evet şehir viran’ dedim
İnsanlar hakkında fikir sahibi olacak kadar yaşamadık mı nazlı hanım, susma ne olur bir şeyler söyle, bu sessizlik beni çıldırtıyor, neden böyleler, neden pervaneleri kıskandıran bu kadar pervasızlık, insanı değerli kılan biraz da duruşu değil midir, hadiseler karşısında karakterli bir tutum sence de dünyanın en kıymetli hazinelerinden daha değerli değil mi nazlı hanım
Ben dünyayı anlayamıyorum nazlı hanım, anlamlandıramıyorum bunca olup biteni, sözcüklerim tükeniyor, çıkmaz sokaklara dönüyor cümlelerim,
Dün akşam sana veda etmek için sokağınıza geldim, yüz yıldır seni özlemiş gibiydim, odanın ışıkları yanık perden çekiliydi, kendimi soğuk bir kış gecesinin yakıcı ayazından kurtarmış gibi sevindim, sana sarılarak veda etmek isterdim, ama sarılmak hiç bir şeyi çözmüyordu bazı aralık akşamlarında, hasretle gözlerinden öperim.

Yorum bırakın