2019 Mayıs ayının 30’u, ülkede sıradan bir seçim günü ve her şey bildiğiniz gibi, 17 yıldır süregelenin tekerrür edeceği beklentileri arasında akışı bozan bir şeyler meydana geldi, saat gece yarısına doğru 17 senedir olmayan bir şey oldu ve seçim sonuçlarını ilan eden, veri akışı kesildi, kesilen sadece veri akışı değil süregelen umutsuzluk akışının da bir nevi terse dönüşüydü aslında.
Aslında bu senaryo bahsedilen tarihten tam beş yıl önce Ankara’da meydana gelmiş, iki aday arasında binde 2’ye düşen farktan sonra bir anda veri akışı kesilmiş, dönemin içişleri Bakanı YSK’ya girip Türk demokrasi tarihinin üzerine kara bir leke gibi düşmüş, Mansur başkan da emanete sahip çıkamayarak gözlüklü, pis bıyıklı bir adamı Ankara’nın başına yeniden bela etmişti, Mansur başkanın ahı mı tuttu bilinmez, o gözlüklü, pis bıyıklı adam haramla geldiği dönemini tamamlayamadan kendi gibi rezil bir şekilde koltuğunu terk etmeye zorlanıp, güce teslim olmuştu.
2019’a geri dönelim, televizyon başında beklemekten başka bir şey yapamayıp soluğu seçim ofisinde alıp sabaha kadar yorgun, uykusuz bekledik, günün ilk ışıklarıyla beraber beklenen açıklama geldi ve marşlar söyledik, gözlerimiz doldu, ağladık.. kendisiyle bir anı fotoğraf çekildik, o fotoğrafı o günden sonra bir daha hiç paylaşmadım.
Karadenizliydi, hırslıydı, toplumda en çok eleştiri konusu yapılan hareketlerine hiç takılmadım çünkü O da bizim gibi insandı, seçimden önce camide Kur’an okumuştu mesela, ‘karşısındaki rakiple anca böyle mücadele edilir’ diye düşünmüştüm, valiye it demişti ‘az demiş’ demiştim, Karadeniz gezisindeki faciaya kadar maymun gözlerini kapatmıştı! üstüne bir de akıllı olun diye seçmenini tehdit edince, ‘hop’ dedim orada dur! biz falanca partili değiliz, gözlerimi açtım!
Bu seçimde O’na tekrar oy verebilmek için ikametimi değiştirdim, çünkü bunu sadece onun için değil hepimiz için yapmalıydım, ama oy kullandığım ilçede rezilliği ile gündeme gelmiş ve görevinden istifa etmiş adama tabii ki oy vermedim, çünkü maymun gözünü açmıştı ve ben falanca partili değildim!
Kazandı, hem de öyle böyle değil, bir zafer kazandı, bir umut yeşertti üzerimizdeki ölü toprağı attı, kendimize geldik, birkaç cami ziyareti dışında din tüccarlığı da yapmadı ama mazbatayı aldığı gün bir hocaya dua ettirip, bunu servis etmesi ‘acaba yanıldım mı’ özeleştirisiyle , acı bir tokat gibi yüzüme çarptı.
Anlamalı ki bu millet kendisine Kur’an okusun, cami gezsin, dua ettirsin diye oy vermedi, eğer öyle olsaydı oyunu din tüccarı falanca partiye verirdi, bu millet tabanda birleşerek tüm siyasi oyunları bozdu, kendisi bu oyunlara parça olmaya kalkarsa, bilsin ki o oyun da bozulur, çünkü sanırım maymunlar gözünü gerçekten açtı!
Ve Ankara’nın en güzel abisi hiçbir falso vermeden, hiçbir yan yola sapmadan orada öylece bekliyor ve benim gibi milyonların da, yani bizim gönlümüz de ondan yana.

Yorum bırakın