Bugün yine sizi gördüm nazlı hanım; rüyamda mı düşümde mi bilemedim.. uyku mahmuruydum, gözlerimi oğuşturuyordum, geldin yanıma oturdun, sen karşıya baktın karşı bana, e muhabbet dediğin karşı karşı değil midir nazlı hanım..

sonra bi kaset taktılar bir film çektiler; senle ben yan yana, geriye kalanlar orkestra, türküler söylediler, müziğin sesi ikimizin de daha masum olduğu bir şiir ülkesinde duyuldu.. sen utangaç ben vakar, ne sen duvarla konuşabildin ne duvar benle, biliyor musun nazlı hanım bazen iki insan arasındaki en büyük mesafe bir omuz hizası, bir başını çevirmek kadarmış, olsundu, yine de onursuz olmadı aşk.

Oyy nazlı hanım türkü bitecek de her şey yokluğuna dönüşecek diye korkuyorum, kaldır öpülesi gözlerini bak bana, gör ki gözlerim senden başkasını görmemiş, dokun ki yüreğim senden başkasını sevmemiş..

ve yine günlerden pazar nazlı hanım, bu pazarları bana bir haller oluyor, rüyamda desem değil, düşümde desem değil herhalde bu sefer gerçekti nazlı hanım, sahi sen de beni gördün mü..

seni en son bir sonbahar günü görmüştüm nazlı hanım, şairlerin şiirlerinde bahsettiği baharda, mutsuz sonla biten bir film gibiydi, şimdi mevsim ilk bahar, penceremdeki yediveren çiçek açtı, bahçedeki kedi doğurdu ve gökyüzü esirgemiyor yağmuru kurumasın diye topraktaki çatlamış tohum, tanrı yeniden yaratıyor kainatı.. sen benim göğsümü çatlatmıştın giderken, şimdi seni görünce, ne bileyim işte sanki böyle çatlamış göğsümün altındaki kalbim duracaktı..

tanrı bugün yine seni görmemenin en dayanılmaz noktasında bana göz kırptı, hasretinin ağırlaştığı yerde yükümü aldı, aklıma düştün, düşecektim, elimden tuttu..

bu ilkbahar güneşinin altında masallardan bir kış olsa da bağlansa yolların nazlı hanım, gitmesen bir nefes öteye, sanki gidersen.. ama gitmezsen; bağım şen, içim gül gülistan olur.

sonra müzik durdu nazlı hanım, orkestra ayaklandı, filmler kapatıldı, kasetler yerlerinden çıkartıldı, seyirciler ayaklandı, ben de kalktım, dışarı çıktım, sen içerde kaldın, sahi seni nasıl içerde bırakıp çıktım nazlı hanım, evime doğru yönelmiştim, merdivenleri nasıl çıktım bilmiyorum, kapıyı açıp içeriyi seyrettim, seslenecek oldum sesim çıkmadı, yutkundum, tekrar denedim ama nafile, sesin yoktu, kokuna sarıldım, gözümde bir damla ve geceden kalma türkü ile uyandım yüzümü yıkarken, ”yar deyince kalem elden düşüyor” nazlı hanım, günaydın, bir pazar ikindisinden.

Categories:

Yorum bırakın