Buluştuk sevgili okur, binenlerin akraba olduğu söylentilerinin sağır sultana ulaştığı metrobüsle boğazı geçtik ama ben bir kere bile yüzümü çevirip denize bakmadım, zira en güzel manzara yine karşımdaydı..

Mesude hanım film boyunca kimseye inandıramadı ama ben otuz altı yıl sonra bizzatihi yaşayarak teyit ettim a dostlar, ‘define Altunize’de’ de imiş çünkü Buket o gün semte ayağını bastı..

Bir taksi çevirdim millet bahçesi civarında, bana sorsalardı,  recaizade’nin romanında yaşayıp faytonla gezmek isterdim çamlıca yamaçlarında şüphesiz, lakin paralel evren halâ daha keşfedilmeyi bekleyen kutsal, bakir(e) bir rahibe iken eldeki imkan bu kadar sevgili okur, ne yaparsın..

Hülasa benim için romantik, onun için natüralist bir yolculuk yaptık, yeditepeli şehre yan yana baktık, herkesin Yeditepe’den biri sandığı ama aslında tek espirisi o Yeditepe’ye hep en güzel cepheden bakan platonik bir garip aşık Çamlıca’dan..

Tarçınlı Çamlıca simidi hiç bu kadar anlamlı olmuş mudur acaba ya da karton bardakta bir çay, içilmeye götürülürken, götürenin elleri hiç bu kadar titremiş midir, aslında titreyenin göğsüme sığmayıp heyecandan çarpan yüreğim olduğunu görseydi… ama sanırım böyle şeyleri sadece bizi gördüklerine inandığımız rahmetli sevdiklerimiz görebiliyor sevgili okur, başka türlüsü mit olmazdı zira..

O arkadaşlarıyla buluşacağı için ilk ve son İstanbul gezimiz biraz kısa sürdü, sanırım Üsküdar’dan motora binip beşiktaş’a geçtik, az önce tepeden baktığımız deniz ayaklarımızın altındaydı, boğaz anlamını buldu, Beşiktaş en güzel taraftarına bir kez daha kucak açtı, sarışın bir akşam vakti ıhlamur kasrı dolaylarında vedalaştık, o an bir çınar ağacının dalının üzüntüden kendini kırıp intihar ettiğine yemin edebilirim ama bunu size asla kanıtlayamam..

Categories:

Yorum bırakın