Operasyona giderken, hemen ameliyathanenin kapısında, bebeliğimde aşılarımı yaptığı söylenen hemşire ablayla karşılaştıydık, evet tahmin ettiğiniz üzere ameliyatımda kendisi de bulundu, benim için bir güzellik yapmadı, orada çalışıyormuş artık.. kendime geldiğim günün sabahı da servise ziyaretime geldi, pis pis gülümsemeler, tabi ben sonradan öğreniyorum, anneme; “oğlun bütün kirli çamaşırlarını döktü ameliyatta” demiş, anlayacağınız barda olan barda kalmamış, anestezinin rezilliği ameliyathanenin dışına taşmıştı sayın okur..
Akşamına hiç beklemediğim iki mesaj aldım tabii ki Buket attırıyordu, çünkü mesaj atanlar O’nun en yakın arkadaşlarıydı, iyi olduğumu söyledim, konu fazla uzamadı.
Ameliyatı olup iyicene iyileşmeyi bile beklemeden bir hışımla döndüm ana yurda, Çapa’ya fizik tedaviye gidip gelmekle geçiyordu vakit, okulda da Buket’i görmekle, ama görmek dediysem yanlış anlaşılmasın, hep kaçamak bakışlar, öyle uzaktan uzaktan, hiç bakışmadan falan, bir kere bile yüzüne baktığımı görmediğine yemin edebilirim.. inadım katırı aratmaz, hal bu ki kime trip yapıyosun diye de bir soru var değil mi?
Tam o zamanlar, bir akşam ders çıkışı, okulun yakınında bi kafeye, bizim kızların yanına uğradım, uğramaz olaydım, ama uğradım işte anlıyor musun sayın okur, zaman geri alınıp da o kapıdan içeri girme kararı değiştirilemiyor maalesef..
Masada tanımadığım bir kız, bizim kızların yurttan arkadaşıymış, inanın sonrasında ismini unuttum da adı neydi diye çokça zaman düşünüp, bulamayınca bizim kızlara sormuştum, oturdum masaya, biraz kakara kikiri derken kızla baya zıtlaştık, zıtlaşmamızın üstünden henüz bir saat geçmemişti ki kızla masadan el ele kalktık! Oğlum Mehmet, manyak herif, rahatsız, ne alaka diyebilirsiniz, diyin de zaten, ben de çok dedim, çok fazla hem de, ama bir işe yaramadı.. sebebini merak edenler için anlatayım, mekanda otururken, bizim Apo, “nerdesiniz, bana doğru gelin” diye arayıp, ortamda kimin olduğunu sorunca, ben de ‘fazladan Şule var’ dedim, “Şule kim” diye sorunca, ‘bizimkilerin arkadaşıymış’ demeye kalmadan, “iyi o zaman Şule benim” demesin mi, sen misin benim diyen, sırf ve sadece O’na (tırnak içinde) “ibnelik” olsun diye, mekan çıkışı kızın elini tutarak O’nun yanına gittim, gitmez olaydım, kızların tepkileri mi dersiniz, Apo’nun şaşırması mı bir anda kızla sevgili olmuş bulunduk sayın okur..
Bakın bu da dünyanın en saçma çıkma hikayesidir, daha saçmasını bulursanız beni anın..

Yorum bırakın