Birileri zannediyor ki ben tepki göstererek onlara ceza veriyor ve egomu tatmin ediyorum, küllü yalan. Şimdi buradan ilan ediyorum; yaptığım her şeyin tek bir açıklaması var, canım öyle istedi.
Bu işin latifesi olmakla birlikte, tezatı bir kulağından yakalayanlar için, içinde bir kısım gerçekliği de barındırıyor. ‘canım öyle istedi’yi tersinden okursak, canımın istemediği hiçbir şeyi yapmıyorum, bununla gurur falan da duymuyorum ama yaptığımın arkasındayım, yine olsa yine yaparım ve biliyorum bir daha olacak ve bir daha yapacağım ve asla pişman olmadan.
Ne o insanlara karşı egoist olacak kadar çok fazla zenginim, ne de zengin olsam böyle bir görgüsüzlüğe kendimi layık görürüm.
Konu nasıl bir kin diyenler oluyor ki, konunun bununla da alakası yok, o an o ortamda bulunmak istemiyorum, aslında her şey bundan ibaret, ne birilerine kin güdüyorum ne de birilerine karşı egomu tatmin etme derdindeyim, halis ve safiyane sadece ama sadece o an orada olmaktan rahatsız oluyorum hepsi bu, evet duydunuz, bu kadar.
Gelelim meselenin asıl kısmına, yakın zamanda pişman olduğum tek şey, biraz da mahalle baskısına kurban giderek olmamam gereken bir yerde, katılmamam gereken bir törene katılmış olmak, (tanıyanlar bilir) yaklaşık 10 yıldır sevmediğim kimseye selam bile vermiyorum, dolayısıyla sevmediğim kimse bırakın masama oturmayı olduğum ortama dahi giremiyor.
Sonrasında lotu artırdım sevmediğim insanların eli havada kalmaya başladı, ardından lisanı hal ile anlamayanlara ‘seninle görüşmek istemiyorum’ demek durumunda kaldım (durumunda kaldım, zira bunu bile kendime zul adlediyorum), ben buradayım diye sırtıma dokunanlara arkamı dönüp gitmeye başladım.
Sonra nasıl oldu bilmiyorum sevmediğim ölenlere üzülmemeye başladım, rahmetlilerin sevmediğim yakınlarını taziye etmeye değer görmemeye de başlayınca, işi bir tık daha öteye götürmüştüm ki, yine tam da böyle bir tören öncesinde, kafam allak bullak uğradığım baskılar sonucunda kendimi hiç de olmak istemediğim bir ortamda, hiç de olmak istemediğim insanlarla, kendimden ve bakışlardan rahatsız bir çevrede buldum.
Bulmaz olaydım, gitmez olaydım, geçmez olaydım, varmaz olaydım; ama vardım, geçtim, gittim ve buldum.
Buradan bir mesaj çıkar mı diye düşünürken aklıma gelen tek şey; ‘artık sadece konuşamayacağınız, göremeyeceğiniz, duyamayacağınız, bilemeyeceğiniz ve dokunamayacağınız bir ortamda sizinle bir araya geleceğim, ama siz benim o halimde bile benimle bir araya gelemeyeceksiniz!’ Buda size dert olsun

Yorum bırakın